
Beyoğlu Sahaf Festivali!. Öyle etkinlik paylaşayım aman ne güzel mantığında bir insan olmadım hiç ama bu bir başka!
Böyle kocaman bir günümü ayırmalıyım, gitmeliyim, kaybolmalıyım kitapların içinde karıştırıp içlerinden bişiler çıkacak mı diye bakmalıyım evet bu festival şahane diye diye düne kadar geldim. Henüz bu koca gün kavramını veremediysem de festivale, dün Taksim'de bir arkadaşımla buluşmam gerekiyordu. Ve ben tam TRT binasının önündeydim. Arkamdan bir ses yükselmeye başladı. Bu aralar epeyce dinlediğim, eski 45'liklerden bir şarkı. Bim Bam Bom! Tesadüf mü bu diye arkamı dönüp bakınca, sahaf festivalinin ortasında buldum kendimi! Her şeyi bir anda unuttum ve gözlerimin, kulaklarımın, bütün uzuvlarımın beni çağırdığı tezgahlara doğru yöneldim. Birilerinin hayatlarına bir zamanlar konu olmuş kitaplar, zamanın gerisinde kalmış ama hala içindekilerle ilgi çeken dergiler, insanlar, kitap kokusu. Yüzüme o kacaman gülümseme yayıldı. Fondaki müzik hala devam ediyordu. Bu kez altın gümüş pırlantaa zümrüt sedef yakutla...
Ve çok eskiden benimde hayatımda epeyce bir yer etmiş kitap serisi. İpek Ongun ve Bir Genç Kızın Gizli Defteri... Hepsini okuduğum anları tek tek hatırladım, küçüklüğümü, ve küçük bir kız oluverdim birden.
Ta ki telefonum çalmaya başlayıncaya kadar, gitmem gerekiyordu arkamda daha gezilmesi gereken beni kimbilir nerelere götürecek kitaplar bana bakıyordu. Söz verdim kocaman bir günüm buraya ayrılacak.
Gitmek görmek isteyen, kitap kokusuna hasret kalan, küçük bir çocuk olmak isteyen bir anlığına herkes 18 Eylül'e kadar Beyoğlu'na!






