Sunday, December 18, 2011

MAGDALENA AĞLADI

Magdalena ağladı...
Bugün...

Magdalena bile ağladı. 
Ve anladı.

Artık hissizdi. 
Varsa yoksa...
Var ise yok ise...
Birşey idi.. 
Hiç bilmiyordu, o ne idi...

Olan ya da olmayan birşey uğruna, gerçekten olan birşeylere olan tüm hassasiyetini yitirmişti.
Tüm hislerinden soyunmuştu; hepsi,  başkalarına giydirip de geçip karşıdan izlemek istediği sevdiği melankolik renkler gibiydi...
Emanet etmenin böylesine aşırılığı...
Fedakarlığın içindeki bencilliğin böylesi...
"Hislerimin yüceliğinden nasiplerini alsınlar, ben de dışarıdan kendimi göreyim..."
Her rengini feda etmesinin, böylesi...
Hiç olmazsa maviyi kendine saklasaydı da...  Diğerlerini tanıştıklarına dağıtsaydı... Fazla fazla...
Mavi hüzünlerini, sevinçlerini, umutl...

Ya da...
Bir dakika...
Zaten bir maviyi verse...
Tüm hisleri ...

Ne kadar da aptaldı...
Buldu. Maviyi bıraktığı gerçeğini, buldu, hissizliğinin sebebini...
Tonlarca hissini sığdırdığı o güzel rengi birinde ya da birşeyde bıraktığı gerçeğini, 
Buldu.
Geçmişte, şimdi ya da gelecek bir zamanda; ama muhakkak bırakmıştı.

Ama kimde ya da nerede?
Özlediği tüm hislerini boyadığı o renk şimdi kimbilir bu evrenin hangi görünmez köşesinde idi...
Farkedilmiş bir gerçek vardı ortada,
Çıkıp araması için artık, zamanıydı belki de..

Çünkü durum gitgide ciddileşiyordu..
Bugün,

Magdalena bile ağlamıştı...