Bir biz eksiktik demek istiyorum; akıntıya kapılmak için…
Hem akıntıda ne kadar çok insan olursa birbirimize çarpıp , tutunup sağ kalabilme şansımız da o kadar çoktur aslında; ya da kurtulma şansını bir kenara bırakırsak, en azından bencil bir mutlulukla ölme fırsatını yakalamışız demektir: “Benle birlikte onlar da ölüyor işte”
Hem akıntıda ne kadar çok insan olursa birbirimize çarpıp , tutunup sağ kalabilme şansımız da o kadar çoktur aslında; ya da kurtulma şansını bir kenara bırakırsak, en azından bencil bir mutlulukla ölme fırsatını yakalamışız demektir: “Benle birlikte onlar da ölüyor işte”
Ne demek istenir? Dolu blog, dolu yazı; akıntı var; ve dolu akan… Kitleleri peşinden sürüklemek vardır; akıntıda düşünelim; en önde olmak gerek o vakit ki arkandan sana doğru aksınlar, peşinden sürüklensinler.. Bu da en önce ölme riskini almayı gerektirir; şelale çıkar ya piyangodan, e biz de kötü kedi sylvester gibi birşey değiliz düşüp de ölmeyelim, dinamit yutup sağ kalalım..
Ölmeye hazırız diyoruz, sorumsuzuz biraz çünkü; ama sorumsuz yaşayıp ölenlere bakarsak,farzedelim ki Yusuf Atılgan’ın Aylak Adam’ını kitabın sonunda kalbinden bıçaklarsak; güzel yaşarız en azından,güzel yazarız, paylaşırız; sonra da Birhan Keskin’in dediği gibi suyun intiharı olan şelaleyi okşayıp çığlıklarımızla aşağıya yuvarlanırız.
Ama; en güzel intihar zaten suyla mı olmalı ?
Bulanık ve canlı bir bedeni durulayarak mı yok olmalı ?
Bulanık ve canlı bir bedeni durulayarak mı yok olmalı ?
Geri saralım iyisi mi:)
Bir ön söz gerek idi, yazdık..Tutun da arkasını çevirin diye…
Saygılar
No comments:
Post a Comment